1/12/2009 - Yaraları Bir Olanlar ANCAK KARDEŞTİR!
1)
Neden mi bir susmak haritası serili bakışlarımda? Çünkü çok uzundu… Çok! bır..ak..tıkla..rım!
Elimden bir şey gelmedi, Kestim ellerimi, her şeyden geri Çağırdım beni Tüm ziyanlardan!
2)
Söyleyecek bir sözüm kalmadı Gözlerimi geri çağırdım uzaklardan Döneceğim tek yer: içim...
Yaraları bir olanlar ancak kardeştir
Bana her şeyi şimdi yeniden anlat Durgunlaştığı zaman karanlık odalara bölünen kalbime
Yüzümü üflerken buluyorum ateşlere Yüzümden ne istiyorum ellerimden ne? Beni tanımasınlar mı? Geceleri hayatı notlarına çeken bu adamdan Kaçırdığım ne? Söyleyeyim: var olandan düşümdeki beni… Kim var olandan öte ki?
3)
Konuşmayacak mısın? Ben söyleyeyim o zaman Biz senle kardeş değiliz, çünkü yaralarımız bir değil Ben senle uzaklara bakmak istedim sen gözlerini içime diktin Ben kesik ellere uzattım ellerimi, senin ellerin ellerimdeydi Ben acılarını sahiplendim, sen bir acı olmayı tercih ettin Ben senin ellerine fidan Sen benim ellerime kurşun verdin..
Keskin kılıç önce sahibini keser derdin ya bendim kılıçlara sahipsiz bir yetim olduğumuzu söyleyen...
Ben çocuğu olduğu zaman köle azad eden bir peygamberin sevincinden Eşini kaybettiği için göçe katılmayan bir leyleğin acısıyla döndüm böğrüme Bilir misin?
Sen geceleri kaça bölündüğümü mesela? Ne işim var benim sizin aranızda? Neden dağ(ılan)larla değilim sanki? Neden zenginden alıp fakire vermem ki? Neden yazar insan, kusmak yerine Ah! kalbim bir savaş alanı: bilene…
4)
Keşke bir tutku bağışlasaydı bana zaman Bir aşk kalsaydı elimde ve de zeytin… Su biraz ve tuz… Annemin saçları ve babamın sesi.. Dostlarım ve varoşlar… Kürt mahalleleri ve…
5)
...Boş ver bak terk ettim işte
Yaraları kardeş olanlar müminidir bir dostluğun Ben hangi aşkın kardeşiyim söyle Ben hangi kuyuyum …
Bıraktım her şeyi İyi ki varım ve soluyorum yaşamı Gözlerim var bakarken gördüğüm Ayaklarım var gittikçe gittiğim Götürdüğü yere gidebildiğim kadar bir yüreğim
6)
Ben varım anlıyor musun yok edilen her şeyden geriye her şeyde! Ben kendimin kardeşi ve ruhumun yoldaşı
KayıpKentli 25 haziran 2009/Kıztaşı-İst..03:45
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/11/2009 - söz insan içindir
Sırlı sözleri asla sevmedim Önemi, yalın olana verdim Zoru değil, kolayları sevdim
İnci tanelerine benzeyen Nice kelimeler var süslenen Sürekli güler sırlar içinden Anlaşılmazlıkla düşündüren Neler söylüyor, hiç bilinmeden
İkiyüzlülük giren sözlerden Çaresiz bırakılmış kalplerden İlkesiz rastgele söylemlerden Nedameti olmayan eylemden Derinlik arayamam asla ben İncinen kalbimle seyrederken Riyakârlar geçer göz önümden
Yarına gülümsesem düşümde Aklım kalır mı hayat içinde?
İnsan kayboluyorsa yaşamda Nasıl düşünür şaşkınlığında? Sahip olduğu değerler yoksa Amaçlar çıkarlara kurbansa Nirengi, yaşamda kaybolmuşsa Lal diller, yalan konuşuyorsa Işıklar kararıp sönüyorsa Kötülük hâkimdir aydınlığa
Kaybedilmiş insanlık düşüme Anlamlı söz söylemek neyime? Yalanı atmadım sözlerimden Bedenim riyakâr, titremeden Edep bir masal ta geçmişimden Düzen aklımı sınırlamışken İlkelerim kaybolup gitmişken Lisanım yok, dilsiz konuşurken Miyar, nerdesin, gel artık bana İnsanca düşlerim var yarına Şaşırmış, karışık yaşamımda Sevgi arıyorum paylaşımda Elim sende, kalmasın havada
Söz insan içindir, ya insanlık kaybedilmişse?
(Şiir akrostiş ve hece üzerine yazılmıştır)
MEHMET ÇOBAN
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/1/2009 - bizi affet ey çocuk
 BİZİ AFFET EY ÇOCUK!
Ey gözlerinde yıldızlar kayan çocuk! Zifiri karanlıklar içinden uzattığın elini göremedik, affet… Siyah renkli dumanlar, sararken gökyüzünü Sen de göremedin değil mi Vurulan kuşlarının,babanla birlikte, nereye uçtuklarını… Tekerleği kırılmış oyuncak kamyonunun kasasında mı hayallerin? Yoksa, sapanındaki taşa mı yükledin geleceğini? Hangi el söküp çıkarabilir bu saatten sonra, Ablanın , ciğerine batan acı çığlıklarını… Hangi diyarlardan esip gelen rayihalar, merhem olur yarana? Kan kırmızısı yaşamların kıyısında akıp giderken hayatın Gözlerin düşüyor, dikenli tellerin en dikenli noktasına Bizim gölgelerimiz ise, titreyen mum alevlerinde tutsak. Biz, havai fişekler patlatırken, rengarenk, Bomba sesleriyle bölünüyor senin uykuların… Annen gözyaşlarını siliyor örtüsüne Öldürücü çaresizlik diz boyu. Ey rüyalarına siyah hüzünler düşen çocuk! Biz, hevesin binbir rengine müptela hayatlarımızda Yüreklerimizde binbir arzuyla Kumlara çiziyoruz tul-u emellerimizi Şımarık zengin çocuklarının oynaştığı bu vahşi çağda Koruyamadık kendimizi, onlar gibi mi olduk? Kardeşliğimizi yitirdik bir cemre zamanı, çocuk! Varlığımızı dayanıksız bıraktık. Tuğlaları düştü tek tek binamızın. Kalbinde yarası kanayanlar bir bir gittiler uzaklara Bizim payımıza ise , çölde tuz yemek düştü. Mumdan küçük gemilerimiz vardı Ateş denizinde eriyip gittiler, dualarımız gibi. Ey baharında eylülü yaşayan çocuk! Biz Karun saraylarında izlerken olup biteni Sen dublörsüz oynuyorsun filmin son karesini…
NESİBE ÇİĞDEM
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/12/2008 - şeriat imanımızdır
Şeriat dinimizdir imanımızdır Ruhu canımızdır hem cananımızdır Onunla bahar gibi canlanır hayat Çünkü hayata renk veren kanımızdır
Şeriat aşktan inen ilahi nurdur Ölü kalpleri uyandıran sürurdur Vahşet girdabında olan toplumları Kurtarmaya talip ilahi huzurdur
Şeriat Hak'tan gelen tatlı sedadır İzzet ikbal veren ilahi edadır İksiri hayat olan nurlu yoluna Binler canımız başımızda fedadır
Şeriatsız hayat gayet acıdır Ruhu şeriat mü’minin baş tacıdır Sonsuz maraza mübtela insanlığın Derdini giderecek tek ilacıdır
Şeriat sonsuz saadet kaynağıdır İnsanlık çölünde Kevser ırmağıdır Beşeriyete hidayeti gösteren Gökten uzanan işaret parmağıdır
Şeriat ebedi felahın başıdır Mahrumların hayat suyu ve aşıdır Ebedü’l-âbâda giden kutlu yolda Konaklara konmuş işaret taşıdır.
Şeriat mazlum halkları koruyandır Onun aslı temel yasası Kur’an’dır Şeriatten mahrum kalan bedbahtların Akıbeti sonsuz hicranla hüsrandır.
Hükmü şeraitte ab-ı hayat vardır Parlak ışığı sonsuzluğa kadardır Şeriatten rahatsız olan melunlar İnsan bozması vahşi bir canavardır.
Şeriat aleme ışık saçmaktadır Kur’an, insanı ona çağırmaktadır. Huzura muhtaç olan şu bahtsız asra Gerçek kurtuluş yolunu açmaktadır.
Nur çağı geldi şeriat hükmedecek Dünyayı karartan şu vahşet bitecek Zincirlere vurulmuş mazlum halkları Yüce terakkilere hızla itecek
Şeriat saadet saçan nuru haktır Ondan gafil olanlar eşsiz ahmaktır Ebedi felaha ermenin tek yolu Şu naciz hayatı ona adamaktır
Şeri ahkamın emrinde olacağız O kutsal yolda sabit kalacağız Şeraite düşman olan melunlara Ömür boyu hep korkular salacağız.
İSLAMİ DAVET
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/10/2008 - ben nasıl güleyim söyleyin dostlar
Âhir yolcusuyum.. Uzundur yolum, Sırtımda dikişsiz, bir beyaz tulum, Azık torbası boş, fakir bir kulum; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... Rabb'ime ezelde verilmiş sözüm; Dönmüşüm sözümden, gaflette gözüm. Huzura çıkmaya, kalmamış yüzüm; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar...
Putlar pazarında, satmışım dünü, Önümde çok çetin, bir hesap günü; Almadan elime, berât hükmünü, Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... Kur'ân'da, Mahşeri anlatır Settar; Yollar kıldan ince, kapılar çok dar. Cennet güzel amma, cehennem de var; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... Cehennem ki o gün, doymaksızın yer, 'Doldun mu?' dedikçe, 'Daha yok mu?' der Bir ömür ağlasam, bu âyet yeter; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... O gün gelir, bölük bölük cümlesi, Sürülür ateşe, nankör zümresi. Kur'an'da var ki bir, Zümer Sûresi; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... Yüce Rabb'im, kullarına duyurmuş; Çok ağlayıp, az gülsünler buyurmuş. Vah ki; gafletimi yüzüme vurmuş; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... Son nefes, kapımı çaldı çalacak, Yarın belki sınav, bitmiş olacak, Korkarım.. Karnede zayıf kalacak; Ben nasıl güleyim.. Söyleyin dostlar... CENGİZ NUMANOĞLU
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/9/2008 - ey oruç ...tut beni..
ey oruç tut beni.
Hoş geldin ey suskun sevgilim; Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.
Hoş geldin ey yüzü gamzelim;
B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.
Hoş geldin ay yüzlüm benim;
Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.
Hoş geldin ey hesapsız sevincim;
Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.
Hoş geldin ey ruh ikizim;
Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.
Hoş geldin ey son tesellim;
Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.
Hoş geldin ey kalbimin göğü;
Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.
Hoş geldin ey bin bahar neşesi;
Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.
Hoş geldin ey ışıltılı libasım;
Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.
Hoş geldin ey kan davalım;
Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..
Hoş geldin ey açlığım;
Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.
Hoş geldin ey sırdaşım;
Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..
Hoş geldin ey gam telim;
Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.
Hoş geldin ey güz yağmurum;
Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.
Hoş geldin ey orucum;
Acıktım sana; sofrana oturt beni. Acıttım içimi; göğsünde avut beni. Aktım sana; damla damla yut beni. Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni. Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni. Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni. Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni. Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni. Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni. Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni. Tut beni. SENAİ DEMİRCİ
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
gün;umudu ,aşkı,azmi,iradeyi canlı tutabilme günüdür...
Kategoriler
Arkadaşlarım
Özkan Özdemir sevda1000 dualarla subat75 hazanmevsimleri siyahpatya Blogcu Yardım tabiin beti husoefe rahmetli645 bennur76 metekan sivist geleceginyok sevgipinari01 sevgiyleyolculuk huzuryolu1 okanbozkurt surgunsehrim leyl67 mihriban65 mehmet orhan durdu Seyma . sanageleyim usta28 guliahsen mukaddime fiberoptikci salat20 siirseviyorum tertill metinoll huzuralemim vuslatameftun eksilirim islamameftunlar geldostagidelim dostilleri rahmettfm marifetanne 01maz bilmiyorumbilmiyorum petrapovllu sidreimunteha03 hanemir codbul ravend kalmia leylifer06 ahsenmeva bilginerdogan ikraoku uyanangenclik beyazgulum14 kurantevhidsunnet
|