deneme - Ihlamur kokulu rüzgar - Blogcu



Ihlamur kokulu rüzgar

Vahiy yaşam biçimine dönüşmüyorsa,hayata rengini vermiyorsa ,hayatın merkezine oturmamışsa anlaşılmıyor demektir

12/10/2009 - ALLAH'a ulaşmanın yolu

Kategori: deneme

ALLAHA ULAŞMANIN YOLU

Elbette ki her insanın İslam ve İslami yaşayış hakkında bilgisi ve bu konuda kanaatleri vardır. Bu bilgi ve kanaatlerin ne kadarı doğrudur ne kadarı islamı anlamak için yeterlidir bilinmez. Bu bilgilerin çoğu kulaktan dolma bilgilerdir. Ya aileden ya arkadaş çevresinden ya takvim yapraklarından ya da medyadan izlediği kadarıyla islamı öğrenmeye anlamaya çalışır. İnsanoğlu nedense hep Kuran yerine başka şeylere yönelir islamı öğrenmek için. Hâlbuki insan  islamı ALLAH ’ı, kâinatı ve kendimizi tanımamızın yolunun Kuranı okumaktan geçtiğini bir türlü idrak edememektedir.

Kuran bir rehberdir önümüzde ALLAH ’a giden yolda. ALLAH kuranda şöyle buyurur:

Hala Kuran’ı iman ile düşünmezler mi? Eğer o ALLAHIN dışında başkası tarafından gönderilmiş olsaydı, elbette içinde birçok karşıtlık bulacaklardır.(nisa-82)

Sözlerini Cebrail (as) vasıtasıyla bize ulaştıran RABBİM Kuranda kendi varlığını tek ilah olduğunu defalarca vurgular.

Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O ‘ndan başka ilah yoktur ; O Rahman’dır,Rahim’dir.
 ( bağışlayan ve esirgeyendir) (bakara-163)

ALLAH’ı belirli kalıplara sokan insanlar , hayatının bir bölümüne dâhil edip başka bölümlerinden çıkarmışlardır. ALLAH’ı camiye ,namaz esnasına, hastayken , biri öldüğünde vs. hatırlayan ve yaşamına dahil eden insanoğlu günlük yaşantısında sanki bağımsız hareket etme hakkına sahipmişçesine ALLAH’ı unuturlar, ALLAH ‘ı uzak sanırlar .
Yüce Yaradan Kuranın Kaf suresi 16. ayette kendisinin ne kadar yakın olduğunu şöyle ifade eder.
...Biz ona şah damarından daha yakınız.

Yaratılan her varlık canlı ya da cansız ALLAH ‘ın iradesindedir. Yaratılan bir varlık olan şeytanda dâhil. Bazı insanlar şeytanı bağımsız zanneder. Gerçekte yaratılan her varlık ALLAH ‘ ın  iradesine boyun eğer . Yüce Rabbim  insanı imtihan etmek için şeytanı yaratmıştır. Şeytanda ALLAH ‘ın kontrolündedir.
(ALLAH) dedi ki: “öyleyse oradan (cennetten) çık artık sen kovulmuş bulunmaktasın”
“ve şüphesiz ,din gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.”
“dedi ki: “Rabbim öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı”
Dedi ki: “o halde süre tanınanlardansın”
“bilinen vaktin gününe kadar”
Dedi ki:”Senin izzetin adına andolsun ben onların tümünü mutlaka azdırıp –kışkırtacağım”
“ancak onlardan muhlis olan kulların hariç”
(ALLAH) “işte bu haktır ve ben hakkı söylerim” dedi.
“andolsun ,senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım”(sad-77-85)

Kendisini ,sıfatlarını, insanı, insanın en büyük düşmanı şeytanı ,insanın günlük yaşantısını düzenleyen sınırlarını,ölümü ve dirilmeyi bize açıkça  anlatan Yüce Yaratanın biz aciz kullarına verdiği en büyük mucize kuran okunmalı yaşanmalıdır..
Sonsuz kurtuluşa ve mutluluğa ulaşmanın en güzel yoludur Kuran. EBVAA

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/10/2009 - yol azığımız kur'an

Kategori: deneme

 

YOL AZIĞIMIZ KUR’AN

        

Kur ‘an; Allah’ın sözü olan hak ile batılı birbirinden ayıran ilahi bir kitaptır. Kur’an’da inandığımız Allah’ın nasıl bir ALLAH olduğu, O’na nasıl inanacağımızı ve bu inancın hayattaki sorumluluklarının neler olduğu, bunların nasıl yerine getirileceği, imtihanın özellikleri, ibadet şekilleri, kıyamet gününde yaşanacaklar, cennet ve cehennem ile ilgili bilgiler, ekonomik, siyasi, sosyal ve hukuki yaşamın nasıl olması gerektiği ile ilgili bilgiler ve bunun dışında daha pek çok konu açıklanmıştır. Yani Kur’an'da bir insanın yaşamının her anında her alanında ihtiyaç duyacağı tüm temel bilgiler verilmektedir.

        

         Kur’an’ı idrak edebilmek için o kitabın iniş nedeni olan insanı bilmek anlamak gerekir. İnsan kendisinin neden ve nasıl yaratıldığını, geldiği ve gideceği yeri bilmek ve bu ikisi arasındaki zamanı iyi değerlendirmek zorundadır. İnsanın dünyadaki vazifesi Allah’a ve ahirete iman etmek,  Kur’an’da belirtildiği şekilde güzel ahlak sahibi olmak, Allah’ın sınırlarını korumak ve hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır. ALLAH ciddi samimi bir iman istemektedir.  Bu iman kişinin yalnızca “ben inandım” demesiyle elde edilemez. Bu gerçek, bir Kur’an ayetinde şu şekilde açıklanır.

"İnsanlar sırf  “inandık” demekle; hiçbir sınavdan geçirilmeksizin bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?"  (ankebut-2)

        

Kur’an’ın muhatabı olan insan, aklını vahye teslim ederse bu şekilde en doğru yolu seçmiş olur. İnsan hayatının her alanında kendisine kılavuzluk edecek en mükemmel kaynağa yönelmeli. Kur’an aklın kullanılması ve bizleri yoktan var eden yaratıcının hakkıyla bilinmesi konusunda yardımcıdır.  Neml Suresinde bildirildiği üzere  “Bana bir de Kur 'an okumam emredildi.” Müslüman’ım diyen herkes Kur’an’ı düşünerek anlayarak okumalıdır.

 

         İnsanlar için yol gösterici olan Kur’an, doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçüdür. Yani Furkan’dır. Yol yön bulmada furkandan başka bir rehber edinmek doğru değildir. Çünkü Kur’an dışı her bir kitap bir beşere aittir. Kur’an ise âlemlerin Rabbi, Meliki, Yaratıcısı olan ALLAH tarafından indirilmiştir. Tevrat ve İncil’ de Allah tarafından indirilmiştir. Ancak onlar daha sonra insanlar tarafından tahrif edilmiştir. Allah’ın bizden istediği yaşam biçimi olan İslam, ancak beşerin müdahalesinden (tahriften) korunmuş Kur’ani bir bakış açısıyla yaşanabilir. İçine katılmış ya da eksiltilmiş şeylerden oluşan bir İslam, gerçekte İslam değildir. Kur’ani bir din yaşanmalıdır. Kur’an kıyamete kadar geçerli olacaktır. Herhangi bir değişime uğramamıştır, uğramayacaktır da. Allah indirdiği kitabı koruyacaktır.

“ Bu Kur 'an'ı gerçekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.”(Hicr -9) Şu halde hayırlı olan Kur 'an 'a dönülmelidir . Kalıcı olan ve değişmeyen O'dur.

 

         Kur’an’a yönelmelerinde insanların düştüğü en büyük hatalardan biri kulaktan dolma bilgilerle, babadan, dededen duyma din adına uydurulmuş uydurma sözlerle Kur’an’ı yorumlamaya çalışmakladır.  Kuran'a değil, atalarından kendilerine miras kalan geleneksel bir dine uyarlar. Geleneksel kültürün ve değer yargılarının etkisi altında kalarak Kur’an’ı anlamaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir.  Biz Kur’an’a uyacağımıza Kur’an’ı kendimize uydurmaya ve kalıplaşmış düşüncelerimizi onaylatmak için çalışıyoruz. İslam’ın kaynağı vahiyken geleneksel yaklaşımla islamın kaynağı kültür olmuştur. Geçmişten gelen değerler sanki İslam’mış gibi uygulamaya devam edilmiştir. Bu şekilde geçmişe bağlı kalan insanları Allah şöyle uyarır. “  Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilince; "Hayır, biz atalarımızdan gördüklerimize uyarız" derler. — Peki, ya onların ataları hiçbir şeyi düşünemeyen, doğru yolu bulamamış kimseler idiyse de mi öyle yapacaklar?”(bakara-170)  Elbette Kuran'ın bu biçimdeki yanlışlara göre yorumlanması mümkün değildir. Yapılan bu yorumlar Kuran'dan bütünüyle uzaklaşılmasına neden olmuştur. Bu yoldaki insanlar Kur’an ile hiçbir şekilde bağdaşmayan Kur’an’a tamamen ters fikirler ve hükümler sanki Kur’an kaynaklıymış gibi göstermeye çalışmışlardır. Bu değiştirilmiş din yaklaşımı kur ‘an’ın gösterdiği öğrettiği din anlayışından tamamen farklıdır. Hurafeler ve geleneklerin model alındığı bir din anlayışı ortaya çıkmıştır. Geleneksel bir din anlayışından sıyrılıp, yalın bir kafa yapısıyla önyargısız bir şekilde Kur’an’ı düşünerek akıl ederek okumalıyız. Ancak bilinçli bir şekilde okunursa bu çarpıtılmış din anlayışından uzaklaşılabilir .

 

         Kur’an’ı anlamada yaşamada en önemli engellerden biride Kur’an’ı herkes anlayamaz anlayışıdır. Bizlerin Kur 'an’ı Kerimi anlayamayacağımız iddiasını bizzat Kur 'an’ı Kerim reddetmektedir: "Kur 'an’ı düşünmüyorlar mı?" (Muhammed - 24) Bu hitap sadece âlimlere ve "büyüklerimize" yönlendirilmemiştir. Herkesedir. Öğüt alınsın diye kolaylaştırılan İslam’a nasıl bir iftiradır bu bilinmez. Kur ‘an’ın muhatabı tüm insanlıkken nasıl oluyor da sınıflara ayırabiliyoruz. Allah yarattığı kullarına anlayamayacakları bir kitabı neden göndersin? Anlayamayacakları kitaptan neden sorumlu tutsun? Kullarına zorluk dilemeyen Allah, kur ‘an’da birçok yerde uzun uzadıya açıkça kolaylaştırılmış şekilde ayetleri indirdiğini bildirir. Adaletli olan Rabbimiz bizlerin anlayamayacağı bir  kitapla bizi sınar mı? Allah kullarına kitabını anlayacak olgunlukta akıl vermiştir. Kur ‘an’ın açık anlaşılır olduğunu defalarca söyleyen Allah’a rağmen, siz anlamazsınız diyerek insanları Kur’an’dan uzaklaştıranları sanıyor muyuz ki ahrette bizim yerimize hesap verecekler. Kimse bir başkasının yerine hesaba çekilmeyeceğini yüce yaradan bildiriyor. Herkes yaptığının karşılığını görecektir. Kur’an’ın yeniden Müslümanların rehberi olmasını sağlamak, kurtuluşun tek yoludur.  

 

         Kur’an’ın niçin gönderildiğini idrak edememiş olmamız O’nu hayatlarımıza geçiremeyişimizin önünde bir settir. Kur ‘an yol göstermek, doğruyu yanlışı ayırt etmek, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak, yaşayan dirileri uyarmak, hakkı hayata hakim kılmak,  insanlar yaşamlarını ve inançlarını, Allah’ın kanun ve kurallarına  göre düzenlesinler diye gönderilmiştir.  Hayatın her alanına düzen veren yüce Rabbimiz, yarattığı biz kullarını başıboş bırakmamış, gönderdiği elçiler ve kitaplarla doğru yolu göstermiştir. Bugün ise Kur’an bilgi edinme aracı, hastaya şifa olsun, ölülerin ruhu şad olsun, evlere huzur ve bereket olsun, kutsal gün ve gecelerde sevap kazanılsın diye okunan bir kitap haline geldi. Niçin gönderildiğini bilmediğimiz anlayamadığımız bir kitabın yaşantımıza yön vermesini nasıl bekleyebiliriz. Kur’an’ı anlayabilmek, hayatımıza vahiyle yön vermek istiyorsak niçin gönderildiğini kavramamız gerekmektedir. Eğer kavrayabilirsek işte o zaman bizler hayatını sadece ve sadece Allah’a sorarak yaşayanlardan oluruz.

 

         __Kur ‘an’ı anlama ve kavrama konusunda bizlerin önüne set olan bir düşünce yapısı da Kur’an’da ki muhkem ve müteşabih ayetlerdir. Bu ayetlere bakarak Kur’an’ın anlaşılamayacağı ileri sürülür.

Muhkem ayetler: “Hüküm içeren” demektir. İçerisine insanları kargaşadan ve zulümden engelleyen ilkelerin bulunduğu ayetler demektir. Bu ayetler açıktır, nettir ve tekbir anlam ifade ederler. Bu ayetlerden ikinci ve üçüncü... Başka bir anlam çıkarılamaz. Muhkem ayetler, Kuran'da bildirildiği üzere "Kitabın anası" temelidir.
        

Müteşabih ayetler: “Birden çok, birbirine benzer, teşbih ve benzetmeli anlatımlar içeren ayetler” demektir. Müteşabih ayetler; benzetme yaparak Rabbimizin bizim bilgi ve tecrübemizden uzak bir alemi bize tanıtma çabasını içeren ayetlerdir. Cennet, cehennem, melek, cin, kıyamet sahnesi vb. gaybi bilgilerin yaşadığımız, bildiğimiz, müşahede ettiğimiz şu dünya hayatından örneklerle bize aktarılmasıdır.Müteşabih ayetler, Kuran hakkında bilgisi olmayan ya da art niyetli kişiler tarafından tamamen çarpıtılıp, olmadık manalarda yorumlanabilir. Bu durum Al-i İmran suresinde Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.” şeklinde belirtilmiştir.

Müteşabih ayetler  Kur’an’ı anlamada ve ona uygun  yaşamada engel değildir.  Müteşabih ayetlerin kesin anlamları ALLAH katındadır. İman edenler tümüne iman ederler.  Allah’ın kendisine doğru yolu göstermesi niyetiyle kur ‘an ‘a sarılan herkes Allah ‘ın izniyle gerçek dinini öğrenecektir.

__Bir kısım insan, içinde yaşadıkları zaman ve toplumun şartlarını kendilerine ölçü alırlar  ve  Kur’an’ı böyle değerlendirirler. Günümüz hayat şartlarıyla Kur’an’ın uyuşmadığını öne sürerek Kur’an hükümleri hakkında gerçeğe uymayan yorumlar yaparlar.  Örneğin çalışırken de oruç tutulması, bugünkü ekonomi anlayışında faizin haram olması, tesettür gibi kuralların bugünün şartlarına uymadığını belirterek Kur’an hükümlerini eleştirirler. Bu tür düşünce yapısına sahip olanlar hüsrana uğrayacaklardır. Kur’an asla indiği döneme hükmeden bir kitap değildir. Tüm asırlara hükmeden ilahi çağrıyı anlayabilmek için bu düşüncelerden sıyrılarak beni yaratan bana ne diyor, benden ne istiyor diyerek Kur’an’a yaklaşmalı insanoğlu.  Helal dairesi bu kadar genişken neden haram olana yöneliriz. Hâşâ Allah’ın belirlediği kanun ve kuralları beğenmeyip sanki bizi yaratan bizim için en iyisi bilemez diyerek kendi heva ve heveslerimizin peşine takılırız. Aklımızı değil de Kur’an’ı rehber edinirsek doğruyu bulacağız Allah’ın izniyle…

__Kur’an’da geçmişte yaşamış toplumlardan peygamberlerden ve elçilerden söz edilir.  Örneklemeler ve benzetmeler hikâye olsun diye ya da bilgilendirmek amacıyla yapılmamıştır. Bu örneklendirmelerin hikâye olarak düşünülmesi cehaletin bir göstergesidir. Hikâye olarak nitelenen kıssalarda müminlere yol gösterecek bilgiler vardır. Allah her dönemde inananların ve inkâr edenlerin başlarına gelebilecek her türlü olayı peygamber kıssaları ve toplumların helak’ı  ile açıklamaktadır.  Nar ve nur ehlinin tarih sahnesindeki yerlerini sergileyerek bir karşılaştırma yapılmasını kendimize çıkarımlar yapmamızı istemektedir. İkisi arasında karşılaştırma yaparak tevhidi akideyle başarıya giden yolu gösterir. İman ile küfrün bir arada barınamayacağını, imanın olduğu yerde küfrün olamayacağını kıssalarla anlatılmıştır.  Bize düşen ise bu kıssalardan hakiki imanı yaşamada nasıl bir yol izleyeceğimizi çıkarmaktır. Kur’an’ı bir hikâye kitabı olarak değil de insanların hayatlarına yön verici olarak okursak doğruya ulaşabiliriz.

__İnsanları Kur’an’dan koparmak için vurgulanan bir diğer yanlış ise Kur’an’ın sadece Araplara indirildiği varsayımıdır. Her bir peygambere kendi diliyle vahiy inmiştir. Peygamberler bulundukları topluma eksiksiz ve kusursuz olarak tebliğ edebilsinler diye kendi dilleri ile indirilmiştir. “Eğer biz bu Kur 'an’ı yabancı bir dilde okunan bir kitap yapsaydık derlerdi ki: `Ayetleri anlayacağımız bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Muhatapları Arap olduğu halde Arapça olmayan kitap mı geldi?" De ki: "O müminler için doğru yolu gösteren bir kılavuz ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an, onlara bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar.  ( Fussilet -44) hak kitap olduğunu ve tüm insanlığın tek yol göstericisi olduğunu bilerek Kur’an’ı okursak göreceğiz ki bizlere inen Kur’an hayatımıza da inmeye başlayacaktır.

Allah’ın Kur’an’da bildirdiği Müslümanlık anlayışını benimseyen insanın tüm kanun ve kuralları şeksiz şüphesiz kabul etmesi, kendisini terbiye edici, rızıklandırıcı ihtiyaçlarını giderici, koruyup kollayıcı, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarıcı, kendisine ibadet edilen, kanun koyucu, göklerin ve yerin tek hakimi yalnızca Allah’ı kabul etmeli ve bu doğrultuda yaşantısını sürdürmelidir. Böyle bir imana ve anlayışa sahip olan insan batıl inançların peşinden körü körüne gitmez. Katıksız din Kur’an’da bildirildiği üzere Allah’ındır. Ve din İslamdır.  Allah seçip beğendiği dinde insanlara yol gösterici olarak da Kur’an’ı indirmiştir. Tek doğru yol Allah’ın yoludur. Kur’an dışındaki tüm düşünceler batıldır. Kişi dünyanın neresinde olursa olsun başvuracağı tek kaynak Kur’an olmalıdır. Allah’a layık kul olabilmek, rızasını kazanabilmek için iman edenler kendilerine yol gösterici olarak sadece ve sadece Kur’an’ı benimserler.

Andolsun ki, size bir kitap indirdik ki bütün şanınız ondadır. Hala akıllanmayacak mısınız?(enbiya-10)

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/8/2008 - vahiy

Kategori: deneme






















VAHİY

                              

               

Kur’an Allah’ın insanlara sözüdür. İnsan içinse Allah ile konuşmanın en güzel yolu. Bu bağlamda Kur ’an ile iç içe olmalı Kur ’an’ı hayatımızın merkezine oturtmalıyız. Kur ’an öyle bir yerleşmeli ki hayatın merkezine Kur ’an’a uymayan hiçbir düşünce hiçbir hareket olmasın. Vahiyle yürüyebilmek, bilinçli idrak ederek ve ciddi bir şekilde vahiyle hayat yaşamak gerçekten yaşamaktır. Beyin ve yüreğin inşasını vahiyle temellendiremeyince haz’larımıza ve heva ’larımıza yenik düştük. İşte bu noktada yaşamını vahiyle temellendiremeyen insan sadece yaşlanır yaşamaz.

               

                Kur ‘an lafzı manası ve maksadı ile bir bütündür ve bu bütünlükle yaşantıda olur. Biri diğerinden ayrılamaz. Ayırırsak eğer eksik olur yarım olur. Tüm bunlar yaşantımıza dönüşmüyorsa  yine bir anlam ifade etmez. Ezber edilmiş bir ayet gerek lafzı olsun gerek tefsiri olsun eger o ayet yaşam biçimine dönüşmüyorsa ,hayata rengini vermiyorsa sadece beyinde tutuluyorsa o ayet bize hiçbir şey katmamış demektir. Hafızada yer eden ayetler hayatımızda yer bulup kalamıyorsa bunun nedenini yaşamımızdaki tutarsızlıklarda aramak lazım. Kitabın bilgisine sahip olmak yeterli değil o bilgiyi hayatlaştırmak gerekiyor.

 

                Bir kısım insan , ayetleri duyar işittim ve itaat ettim der.

                Bir kısmı duyar ancak hemen harekete geçmez. Belki bir musibet sonrasında dönebilir.

                Bir kısmı ise duysa da iman etmez. Ancak belki son anda iman eder . Başka  seçeneği olmadığı için iman etmek gerçek iman olmayabilir.

               

Hakiki bir iman için Allah ‘ın ayetlerini  gerek Kur ’an ‘daki gerekse kainattaki ayetlerini bilmek anlamak ve harekete dönüştürmek zorundayız. Yaşadığımız hayatta imanımızın yansımalarını görmemiz gerekiyor. İmanımızın dünyamıza etkisi nedir?

               

Her öğrenilen vahyi şeksiz şüphesiz pazarlıksız önyargısız her hangi bir tereddüte düşmeden  işittik ve itaat ettik diyebiliyorsak ve bunu hayatımıza yansıtabiliyorsak bizler hayatını Allah ‘ a soran ve vahiy ile yön bulanlardan oluruz.

               

Kur ‘an’dan ayrı bir yaşamı bırakıp Kur ‘an ‘a yönelme vakti. Kendimizi ve hayatımızı Kur ‘an ‘a açma zamanı. Kur ‘an ‘ a açtığımız hayatımızla başka hayatları da vahiyle aydınlatma zamanı. Vakit çok geç olmadan okuya geldiğimiz kitapla yüzleşebilme cesaretini gösterebilme zamanı..

               

Bunca geçen zamandan sonra Kur ‘an’ın gölgesinde durup dinlenmeye müsait olacakmıyız? Ölüm kapımıza gelmeden evvel kitabı anlamak ve yaşamak için kendimize gelecek miyiz? Bir an durup bir kendimize bir ilahi vahye bakmalıyız. İkisi uyum içinde mi birbirinin aynası mı yoksa ikisi farklı konumda birbirinden uzak mı? Bunların ayrımını iyi yapmalıyız. Eğer fark varsa bir an önce müslümanım ama ciddimiyim sorusunu sorarak yeniden sıfırdan bir Müslümanlığa sıfırdan bir hayata başlamalıyız.

               

                Kur ‘an ‘da birçok yerde geçdiği gibi Düşünmez misiniz? Akıllanmayacak mısınız? Öğüt almaz mısınız? Sorularının cevaplarını düzgünce hakikati bilerek anlayarak cevaplarsak doğruyu bulur yaşarız. Aksi takdirde hep bir kuyunun içinde kalırız.

 

                Kur ‘an göklere ,dağlara veya yeryüzüne inmedi. İnsana indi. İndi ki insan da onu hayatına indirsin. Yürüyen bir kur ‘an ‘a eşlik etmek , unutturulan vahyi gündem de tutmak  ve kuran çıkışlı bir yol bizi bekliyor.

 

                Kur ‘an ‘ı bilgi edinme aracı olarak ya da hastaya şifa olsun ölülerin ruhu şad olsun diye evin huzuru için kazancın bereketi için mi kullanıyoruz? Bunlar dışında hala Kur ‘an ‘a yer açmayacak mıyız?

 

                Andolsun ki , size bir kitap indirdik ki bütün şanınız ondadır. Hala akıllanmayacak mısınız?(enbiya-10)

 

ebvaa








Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/7/2008 - hayattaki değişim

Kategori: deneme

Hayattaki değişim

 

 

 

Rabbimiz ALLAH’a hamd Peygamberimiz Hz.Muhammed’e (sav) ve O’nun izinde olan tüm takipçilere selam olsun..

Günümüzde ALLAH’a şeksiz şüphesiz iman etmenin kolay olduğuna dair görüşler mevcuttur. Bu görüşte olmalarının nedeni ise “LA İLAHE İLLALLAH” dendiğinde Müslüman kabul edilme zannıdır. Evet,  Tevhid kelimesi islama giriş yollarındandır. Ancak önce insan beyninde yüreğinde yaşantısında tüm tağutları yıkmalı sonra iman etmeli. Bakara süresinin 256. ayetinde geçtiği üzere “……artık her kim tağutu inkâr eder ALLAH’a iman ederse işte o kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır.” Rabbimiz imandan önce yani ilk şart olarak tağutu reddi emreder. Tüm Peygamberlerle gelen ilk emir ALLAH’ı tek ilah kabul etmektir. Kalplere tevhidi çok iyi yerleştirmek zorundayız. Bugün LA İLAHE İLLALLAH  sözle söylenen ancak harekette düşüncede yaşamda bizlere hiç etki yapmayan kelimeden ibaret olmuştur.  Yeni bir dirilişe ihtiyacımız var..Rabbim  ALLAH diyip sadece ve sadece ALLAH’a kul olan,sadece O’na secde eden ,ibadet eden ve sadece hüküm veren kanun koyan ALLAH’tır demeli ve yaşantımızla da bunu göstermeliyiz.. ALLAH bizden böyle bir iman istiyor.. bazı hükümlerde ALLAH’ın hükümleri bazılarında ya başkalarının ya da kendi heva heveslerimizin koyduğu hükümlere uymak gerçek bir tevhid inancı değildir. İnsan ya tamamıyla haktadır ya tamamıyla batıldadır. Ortası olmasına imkân yoktur. Kur’an ‘ın yarısına inanıp yarısına inanmamak olmaz. Yaşantının her anında her daim ALLAH’ın hükümleri geçerli olmalıdır.

Birlik, birlemek. ALLAH'ın varlığını, birliğini, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığını, eşi ve benzeri bulunmadığını bilmek ve buna inanmak tevhidi oluşturur. Bu düşünceden uzaklaşılan her dönem cahiliyedir. Cahiliye demek İslam gelmeden önceki dönem değildir sadece..nitekim tüm peygamberlerin geliş dönemleri hep insanların ALLAH’ı bırakıp başka başka ilahlar edinip azgınlığın en çok arttığı dönemlerdir. Tevhidden uzaklaşan tüm topluluklar helaka uğramışlardır…ALLAH’ın gösterdiği yoldan ufak bir sapma insanın kendi kendine zarar vererek felaketini kendi eliyle hazırlamasıdır..Rabbim muhafaza eylesin..

ALLAH ile birlikte başka bir ilah edinip tapınma .O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.(kasas-88)

                                                                                                                                                             ebvaa.blogcu

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

gün;umudu ,aşkı,azmi,iradeyi canlı tutabilme günüdür...

Kategoriler

Arkadaşlarım

Özkan Özdemir
sevda1000
dualarla
subat75
hazanmevsimleri
siyahpatya
Blogcu Yardım
tabiin
beti
husoefe
rahmetli645
bennur76
metekan
sivist
geleceginyok
sevgipinari01
sevgiyleyolculuk
huzuryolu1
okanbozkurt
surgunsehrim
leyl67
mihriban65
mehmet orhan durdu
Seyma .
sanageleyim
usta28
guliahsen
mukaddime
fiberoptikci
salat20
siirseviyorum
tertill
metinoll
huzuralemim
vuslatameftun
eksilirim
islamameftunlar
geldostagidelim
dostilleri
rahmettfm
marifetanne
01maz
bilmiyorumbilmiyorum
petrapovllu
sidreimunteha03
hanemir
codbul
ravend
kalmia
leylifer06
ahsenmeva
bilginerdogan
ikraoku
uyanangenclik
beyazgulum14
kurantevhidsunnet
Get this widget | Track details | eSnips Social DNA