Ihlamur kokulu rüzgar - Blogcu



Ihlamur kokulu rüzgar

Vahiy yaşam biçimine dönüşmüyorsa,hayata rengini vermiyorsa ,hayatın merkezine oturmamışsa anlaşılmıyor demektir

29/12/2009 - ALLAH'a adanan belde

Kategori: makaleler

ALLAH’A ADANAN BELDE

 

 

Ey Gazze!

Kana bulanan Beyrut’un, Sabra şatillla'nın

Cenin katliamlarının son durağısın

Siyonistlerin korkulu rüyasısın.

Söyle ey nebiler beldesi

Rabbim Allah demek miydi tek suçun

Şirke boyun eğmediğin için mi alevler içinde kaldın

Dostum, vekilim Allah’tır dedin

Ahh!!! gazze çığlık çığlığa yandın.

Nedir bu sendeki yıllardır bitmeyen, seni ayakta tutan?

Ne ister senden üzerine bombalar yağdıran ashabul uhdut.

Ey! buram buram sevda kokan şehir,

Seni anlamak için, sende yanmak için Kurana mı bakmalı?

Vahyin tefsirini sende mi aramalı?

Ve sen ey gazze!

Ayet ayet indin çölleşen yüreklerimize.

Maide oldun, bakara oldun, nisa oldun ,âli İmran oldun,

Sen beyyine oldun bizlere.

Sen ey onurlu şehir ayetlerde dirildin

Buruçdaki gibi direndin

Ey! Allah için savaşan belde

Seni okuduk kuranda,

Kurandan seni okuduk.

Biz sende öğrendik maide elli birin anlamını.

Yahudiden hristiyandan dost olmayacağını.

Ey bağrında mescidi aksayı barındıran,

Sen hep aramızda kal, bizimle kal.

Sende öğrendik cihadın manasını

Seninle öğrendik ey gazze İmtihanın ne olduğunu

Allah sabredenleri sever diyerek,

Sabrı öğrettin bize bombalar yağarken üzerine

O kutlu direnişinle

Nice az toplulukların sayıca çok topluluğa

Allahın izniyle galip geldiğini gösterdin

Ey! direnen, direndikçe dirilen şehir

Sen cennete yaklaşırken

Bizler neresindeyiz bu galibiyetin?!!

Sen üzerinde gülümseyen şehitleri barındırırken

Biz seninle öğrendik islamın çocuğu olduğumuzu

Gazze sen çığlık çığlığa

Susar gibi görünüp de sessiz sessiz...

Gazze söylemektir içteki fırtınayı

Yıkmaktır tüm kelimeleri

Gazze beklemenin, özlemenin, sabretmenin adıdır

Gazze çığlık çığlığa , ayet ayet ben buradayım demektir

 

Sen ey gazze

Şuara ikiyüz yirmiyediyi bekle

Bekle ki dinsin acıların

Bekle ki anlasın Allah düşmanların

Bekle ki “tüm zulmetmekte olanlar ,nasıl bir inkılâpla

Devrileceklerini pek yakında bilecekler

Bekle ey gazze bekleeeee!!!

Bugün ağlayışlarımız sana değil

Tebuk gününde geri kalanlar gibi zelilliğimize

Şimdi halimiz bir elinde kadeh bir elinde kuran

Hayyamın dediği gibi

Yaslanmışız rahat koltuklarımıza

Vicdanlarımızı rahatlatıyoruz şimdilerde

Kahrolsun İsrail!!!

Bu çağın ebrehelerine karşı …

Çağın ebabilleri ellerinde taşlarla…

Adeta fil suresi yaşanan…

Ey ayetleri yaşayan şehir, tefsir oldun bizlere

Ve dua oldun yüreklere

“ey gazzeyi yardımıyla destekleyen Rabbim

Bizleri gazzeye yar eyle

Gazzeyi bize örnek eyle”

EBVAA

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - cumamız mübarek olsun

Kategori: ayetler

RABBİM SEN AFFEDİCİSİN BİZLERİ AF EYLE(AMİN)

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/12/2009 - Yaraları Bir Olanlar ANCAK KARDEŞTİR!

Kategori: siir


1)

 

Neden mi bir susmak haritası serili bakışlarımda?
Çünkü çok uzundu… Çok! bır..ak..tıkla..rım!

 

Elimden bir şey gelmedi,
Kestim ellerimi, her şeyden geri
Çağırdım beni
Tüm ziyanlardan!

 

2)

 

Söyleyecek bir sözüm kalmadı
Gözlerimi geri çağırdım uzaklardan
Döneceğim tek yer: içim...

 

Yaraları bir olanlar ancak kardeştir

 

Bana her şeyi şimdi yeniden anlat
Durgunlaştığı zaman karanlık odalara bölünen kalbime

 

Yüzümü üflerken buluyorum ateşlere
Yüzümden ne istiyorum ellerimden ne?
Beni tanımasınlar mı?
Geceleri hayatı notlarına çeken bu adamdan
Kaçırdığım ne?
Söyleyeyim:
var olandan düşümdeki beni…
Kim var olandan öte ki?


3)

 

Konuşmayacak mısın?
Ben söyleyeyim o zaman
Biz senle kardeş değiliz, çünkü yaralarımız bir değil
Ben senle uzaklara bakmak istedim sen gözlerini içime diktin
Ben kesik ellere uzattım ellerimi, senin ellerin ellerimdeydi
Ben acılarını sahiplendim, sen bir acı olmayı tercih ettin
Ben senin ellerine fidan
Sen benim ellerime kurşun verdin..

 

Keskin kılıç önce sahibini keser derdin ya
bendim kılıçlara sahipsiz bir yetim olduğumuzu söyleyen...

 

Ben çocuğu olduğu zaman köle azad eden bir peygamberin sevincinden
Eşini kaybettiği için göçe katılmayan bir leyleğin acısıyla döndüm böğrüme
Bilir misin?

 

Sen geceleri kaça bölündüğümü mesela?
Ne işim var benim sizin aranızda?
Neden dağ(ılan)larla değilim sanki?
Neden zenginden alıp fakire vermem ki?
Neden yazar insan, kusmak yerine
Ah! kalbim bir savaş alanı: bilene…

 

4)


Keşke bir tutku bağışlasaydı bana zaman
Bir aşk kalsaydı elimde ve de zeytin…
Su biraz ve tuz…
Annemin saçları ve babamın sesi..
Dostlarım ve varoşlar…
Kürt mahalleleri ve…


5)

 

...Boş ver bak terk ettim işte

Yaraları kardeş olanlar müminidir bir dostluğun
Ben hangi aşkın kardeşiyim söyle
Ben hangi kuyuyum …

 

Bıraktım her şeyi
İyi ki varım ve soluyorum yaşamı
Gözlerim var bakarken gördüğüm
Ayaklarım var gittikçe gittiğim
Götürdüğü yere gidebildiğim kadar bir yüreğim

 

6)

Ben varım anlıyor musun yok edilen her şeyden geriye her şeyde!
Ben kendimin kardeşi ve ruhumun yoldaşı

 

KayıpKentli 25 haziran 2009/Kıztaşı-İst..03:45

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/11/2009 - söz insan içindir

Kategori: siir

Sırlı sözleri asla sevmedim
Önemi, yalın olana

verdim
Zoru değil, kolayları sevdim

İnci tanelerine benzeyen
Nice kelimeler var süslenen
Sürekli güler sırlar içinden
Anlaşılmazlıkla düşündüren
Neler söylüyor, hiç bilinmeden


İkiyüzlülük giren sözlerden
Çaresiz bırakılmış kalplerden
İlkesiz rastgele söylemlerden
Nedameti olmayan eylemden
Derinlik arayamam asla ben
İncinen kalbimle seyrederken
Riyakârlar geçer göz önümden

Yarına gülümsesem düşümde
Aklım kalır mı hayat içinde?

İnsan kayboluyorsa yaşamda
Nasıl düşünür şaşkınlığında?
Sahip olduğu değerler yoksa
Amaçlar çıkarlara kurbansa
Nirengi, yaşamda kaybolmuşsa 
Lal diller, yalan konuşuyorsa
Işıklar kararıp sönüyorsa 
Kötülük hâkimdir aydınlığa

Kaybedilmiş insanlık düşüme
Anlamlı söz söylemek neyime?
Yalanı atmadım sözlerimden
Bedenim riyakâr, titremeden
Edep bir masal ta geçmişimden
Düzen aklımı sınırlamışken   
İlkelerim kaybolup gitmişken
Lisanım yok, dilsiz konuşurken 
Miyar, nerdesin, gel artık bana
İnsanca düşlerim var yarına 
Şaşırmış, karışık yaşamımda
Sevgi arıyorum paylaşımda
Elim sende, kalmasın havada


Söz insan içindir, ya insanlık kaybedilmişse?

(Şiir akrostiş ve hece üzerine yazılmıştır)

MEHMET ÇOBAN   

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - VUSLAT İÇİN AYRILMANIN DESTANI: HİCRET

Kategori: ahmed kalkan

VUSLAT İÇİN AYRILMANIN DESTANI: HİCRET

                                                                                                                     
Hicret, kişi veya kişilerin bulundukları yerden bedenle, dil veya kalp ile göç ederek ayrılmasıdır, bir şanlı destandır hicret, sevda için güzel çile, zafer için de bir bedel.   

Hicret, sadece bir takvim başlangıcı değil; bir çağın kapatılıp yeni bir çağın açılmasıdır. Hicretle birlikte câhiliyye, yerini mutluluk çağına bırakmıştır. Kur’anî tarih yorumuna göre insanlık tarihinde her biri hicretle başlayan üç çağ vardır. Hz. Âdem’in Cennetten hicreti/firakı ile başlayıp Hz. Mûsâ ve mü’minlerin Mısır’dan hicretine kadar süren kurûn-ı ûlâ/İlk çağ, bu olayla birlikte başlayan kurûn-ı vustâ/Orta çağ ve Hz. Peygamberimiz’in hicretiyle başlayıp kıyâmete/yaratıkların zorunlu hicretine kadar sürecek kurûn-ı uhrâ/Son çağ.     

 Hayat, iman, sabır, hicret ve cihaddır. Bunlar olmadan hayat, yaşamak değil; olsa olsa ömür tüketmek ve tükenmektir.

Bireyden cemaate, cemaatten devlete adım atmak, Hak dâvâya uygun ortamlar aramak, meş’aleyi uzaklara taşımak, muhteşem dönüş için hazırlanmaktır hicret.

Hicret, nebevî bir harekettir, peygamberlerin ortak kaderidir; Onların izinden gidenlerin de değişik biçimleriyle hayatlarının en az bir diliminde ortaya çıkan bir tavırdır.

Hicretin kendisi ve uygulanış şekli, baştan sona “tedbir” demektir; ALLAH’ın bilmediğimiz kapılarını açması için bildiğimiz kapıları usûlüne göre çalma, çözüm ve çıkış yolu için fiilî duâdır.

Hicret, savaş alanından kaçmak, mücâdeleyi bırakmak değil; daha güçlü bir şekilde dönmek için strateji değişikliğiyle, siyasî manevrayla kamp yeri arayıp orada güç toplamaktır.

Yurt dışında aranan destektir. Daha hızlı sıçrayabilmek için gerileme ve gerilmedir. Cephe değişikliğidir, merkezi dışarıdan sarıp kuşatmak, merkezi fetih için çevreden eyleme geçmektir hicret.

Hicret, baskıları durdurma gücünün olmadığı yerde, baskıların kendini durdurmasına izin vermemektir. Zulme boyun eğmeme, zilleti kabul etmeme bilincidir.

Hicret; yolunu bulanların, daha doğrusu yoldan çıkanların yolsuzluklarıyla Hak yolu tıkadığı durumlarda çıkış yolu bulma girişimidir.

Hicret, taşlaşmış kalpleri ve yerleri terkedip su çıkacak vâdiler keşfedip faâliyeti verimli topraklarda yoğunlaştırmaktır. Fidan halindeki dâvâyı verimsiz topraktan çıkarıp elverişli bir toprağa götürüp dikmektir hicret.

Hicret, doğduğumuz veya doyduğumuz yerin ALLAH için terk edilemeyecek değerde olmadığını ilan etmek, ALLAH'ı her şeye tercih etmektir.

Hicret, memleketinde Müslümanca yaşayamayan bir mü’min için, ALLAH’ın geniş arzında mutlaka Müslümanca ve insanca yaşanacak bir yer olduğunun bilincine varmaktır.   

Hicret; kavmiyetçilik, ırkçılık, şehircilik anlayışına vurulan darbenin adıdır. Ülke vatandaşlığından ümmet bilincine yükselmektir. Kendi memleketinin bâtıl yönetimine karşı mücâdele hazırlığıdır.

Müslümanların zulüm düzeninin bir parçası olarak yaşamayı reddedişleri ve küfrün karşısına bağımsız bir güç olarak çıkma tavrıdır hicret. İnsanî ve İslâmî haklarını gasbeden tâğutlardan berî olmak, onları protesto etmektir. Sadece zulümden kurtulmak değil; aynı zamanda zulme karşı çıkma ve son verme eylemidir.

Hicret, daha yüksek ideal ve hedeflere ulaşmak için sevdiklerini gözünü kırpmadan geride bırakarak çıkılan yolculuğun adıdır, İlâhî yardımın paratoneri, zaferin müjdesidir.

Altyapısını iman ve sabrın oluşturduğu hicretin bir sonraki aşaması cihaddır. İmansız sabır, sabırsız hicret, hicretsiz cihad/kıtâl, cihadsız zafer ve kurtuluş olmaz! Hicret; sosyal, siyasal ve askerî alanlarda cihad için düğmeye basmak, eyleme geçmektir.   

Bozuk çevreden güzel çevreye geçmek, çevrenin çocuklarını ve kendini mahvetmesine izin vermemektir; çevreyi düzeltemiyorsak çevrenin bizi bozmasına müsâade etmemektir.     

Hicret, câhiliyye ile, onun kural, kurum ve bağlılarıyla ilişkileri koparıp atmak, bağımsız ve özgür olarak İslâm’a teslim olup O’nun hâkimiyeti için çalışmaktır.

Esâretten kurtulma gayretidir, görünen ve görünmeyen zincirleri kırmak, zindandan özgürlüğe çıkmak, mahkûmiyetten hâkimiyete adım atmaktır.

Mü’min kimse, hür olarak insanca ve dâvâsı uğruna yaşayabilmek için gerekli her bedeli ödemeye hazırdır; dünyada izzet ve devletin, âhirette de cennetin bedeli hicrettir. 

Tevhid mücâdelesinde bulunan insanların şu veya bu şekilde geçmek zorunda olduğu bir kapıdır/köprüdür/süreçtir hicret.

Bedeni, dili ve kalbi ile insanın kendisine ALLAH’ı unutturan çevresindeki her şeyden ayrılarak bütün varlığı ile ALLAH’a ilticâsıdır.

Hicret, ALLAH’a yönelmektir, O’na yaklaşmak, O’na sığınmaktır. Madde ve menfaat için, dünyevî eğitim için; iş, aş ve eş için hicretleri çok gördük. Ama günümüzde ALLAH için hicret edenleri nasıl göreceğiz?     

Küfürden imana, haramlardan helâllere, günahlardan sevaplara, isyandan itaate, kötülükten iyiliğe, rezîletten fazîlete göz arkada kalmadan yapılan kutlu bir yolculuktur.

Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır, evde kılınan namaza karşılık, câmiye hicret edilerek cemaatle kılınan namazın yirmi yedi derece sevabı, hicret rûhunda saklıdır.

Yeryüzü yerinde saymıyor, her an dönüyor, hareket/hicret ediyor. Gökteki tüm yıldızlar, galaksiler, güneşler de yörüngeleri etrafında her an hicret halindeler. İnsandaki kan, vücut organları arasında hicret etmeseydi, ne olurdu? Öyleyse, hayat hicrettir, hicretsiz hayat olmaz.

Yerdeki sular buharlaşarak göklere hicret eder, bulutlar hicret içinde onları taşır, rahmet kanatları yeniden işlenip şekillenen bereket damlalarını hicret ettirerek taşıyıp uygun yerlere gönderir/hicret ettirir.   

Bitki tohumları hicret ederek canlanır, yeni mekânlarda yeni bir hayata başlar; bazı hayvanların yaşaması için her mevsim vatan değiştirip hicret etmeleri hayatî bir zarûrettir.

Hemen tüm hayvan ve insanların nimetlere ulaşması için hicret etmeleri şarttır. İnsan, önce anne karnına, sonra yeryüzüne, daha sonra ebedî âleme hicret eden bir muhâcirdir. Hicret bir fıtrat kanunudur.

ALLAH’tan gelen ruh O’na hicret edecektir. Dünya otelinde misafir olan insan adlı yolcunun son durağı, bu muhâcirin son hicret yurdu Cennet olmalıdır, çünkü orası onun ana vatanı, baba ocağıdır. Muhâcir insan orada yaratıldı, orası için yaratıldı, onu hak etmek için yaşamalıdır.

ALLAH için gerektiğinde evi, iş yerini, mahalleyi, şehri veya ülkeyi değiştirebilmektir. Gerekiyorsa işi, eşi, aşı, malı-mülkü, okulu, diplomayı, makamı, rahatı, vatanı... terk edebilmektir.   

Fânî olan şeyleri terk etmedikçe Bâkî olana, ebedî olana kavuşmanın imkânsız olduğunu kavramaktır. 

Hicret denilince, kardeş kavramları, “muhâcir” ve “ensâr”ı, “kardeşliği” ve “fedâkârlığı” hatırlamamak ne mümkün! Hicret rûhunu kaybedince onları da kaybettik ve kaybolduk.

Ey hicret! Sen Müslümanların takvim başısın. Müslüman olduğunu iddiâ ettikleri halde, hıristiyanlara göre ve onlar gibi "yılbaşı"nı kutlayanlar seni yeterince tanımıyor ve değerlendirmiyorsa, onları da mesajınla dirilt!


Yalvarıyoruz ey güzel hicret! Ne olur bizden hicret etme!

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2009 - İnsandan İstenen!.

Selamların En güzeli İle..
İşlerimizin başı ve sonu ALLAH’a(cc) hamd etmektir…O’nun adıyla başlıyorum. Ve yegane önderimiz Peygamberimize salat ve selam yolluyorum.Ve yine selam Peygamberimizin(sav) aline,ashabına, O’nun yolunu takip eden ALLAH’ın dostlarına ve siz değerli okuyucularımıza olsun diyorum…
ALLAH(cc), İnsanı bir erkek ve bir dişiden yarattığını beyan ediyor.Her ikisini de “Kul”  hitabıyla muhatap almış ve fakat ikisini de yaratılışları icabı farklı farklı  vazifelerle vazifelendirmiştir.Her iki cinsten istenen de; Kendisine kulluk  edilmesi ve yaratılış gayesi çerçevesinde ,kendilerine çizilen hudud içerisinde hareket etmeleri !..Yaratılış gayesi Ayeti kerimde şöyle bildirilmiştir. “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.”(1) . Esasında tüm yaratılmışların,Yaradılış gayesi   kulluk manasına gelen  ne varsa, hepsinin yalnızca ALLAH’a  sunulmasıdır…İnsan cinsinden ilk olarak H.z Adem yaratıldı,sonra da eşi Hz.Havva!..Hz. Adem yaratıldığında ,Hz.Adem için istenen selamlama/saygı emrini iblis(Şeytan) beğenmemiş,kafasına göre bir kural/kanun belirlemiş ve kafasından belirlediği kanuna uyarak isyan etmişti. ALLAH’ın vaaz ettiklerine ilk baş kaldıran,ilk isyan eden,nefsine ilk tabi olan İblis( şeytan) aleyhi lane olmuştu..Sapma nedeni olarak, insanı  görmüş ve  azılı düşman kesilmişti insanoğluna...ALLAH’(cc) İlk insanı cennete yerleştirmişti.Tahayyül sınırlarını aşan güzelliklerle donatılmış olan cennette, her şey serbest,yalnız bir ağacın meyvesi yasaklanmıştı Adem’e(İnsan)..Daha nice hikmetlere binaen “Cennette olsan dahi başı boş sanma kendini” mesajını da okumak mümkündü cennetteki yasak meyveden..
İblis(Şeytan) ,her insana göre farklılık arz eden zayıf yönlerini kullanıp, vesvese vererek aldatıyor insanı.Ölümsüzlük vesvesesi ile aldattı  Hz.Adem  ile Hz.Havva’yı. Yasak ağacın meyvesinden yedirmeyi başarmıştı(!?)..ALLAH’ın koyduğu sınırı aşanların yeri değildi cennet,bu nedenle çıkarıldılar cennetten ve yer yüzüne yerleştirildiler!.ALLAH’ın kendileri için çizdiği hududu ihlal ettiklerini  fark ettikleri an tövbeye yöneldiler. Yaratılmışlar için hata yapmak mümkündü ama,şeytan ile Adem  arasındaki farktı tövbe!...
İmtihandı adı!.
insan çeşitli kabiliyetlerle donatılmış olsa da başı boş bırakılmamıştı “İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?”(2).Tüm evrenin olduğu gibi,insan hayatının Hakimi/yöneteni/ vaaz edeni/Maliki de ALLAH’tı(cc).İnsanların hayat tarzlarını vahiyle bildirmiş,tebliğ etmeleri için de Peygamberler(elçiler) görevlendirmişti.Vahyin nedeni;Hayata nizam veren kanunlar” ALLAH o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder.”(3)
Elçilerin nedeni ise vaaz edilen kanunların, nasıl uygulanacağına yönelik örnek,model teşkil etmeleriydi. (Bunun içindir ki din ve ibadet şekli olarak,elçilerden sonra icat edilenler bidat sayılmıştır)..Buna göre insandan istenen, hayatı yaşarken her alanda ALLAH’a sorarak yaşamak,örnek olarak da elçiyi baz almaktı “Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf ALLAH'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette ALLAH'ı affedici, merhametli bulurlardı.”(4)
 “Andolsun, sizin için, ALLAH'ı ve ahiret gününü umanlar ve ALLAH'ı çokça zikredenler için ALLAH'ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.”(5)

İşte bu bağlamda  yer yüzünde hayat sürmeye başlayan insanın peşini, azılı ve ebedi düşmanı olan şeytan boş bırakmadı/bırakmayacaktı ve bırakmayacakta!. Gücü yalnızca vesveseye yeten şeytanın, zaaf yönlerini iman ile güçlendirmeyenlere sadece gücü yetiyordu.. Buradan hareketle tüm yandaşlarıyla savaş ilan etti insanoğluna!.Dönem dönem yeni ve yeniden Peygamberler görevlendirildi,insanlara yaşam tarzlarını tebliğ etmeleri için..İnsan eğitime muhtaçtı ve başı boş bırakılamazdı..İnsandan istenen ise sadece tezkiye idi..İstenen bu tezkiye/temizlik önce imandan başlamıştı.Önce İmanı her türlü batıldan/hurafeden/şirk’ten/Tuğyandan  temizlemek..
Sonra amellerde idi(yaptığımız işler/ibadetler) istenen temizlik.Ameller her türlü riyadan,gösterişten,seyyiattan temizlenecekti ve Salih olma özelliğini taşıyarak temiz olabilirdi ancak..
Ve daha sonra da  ahlakta idi istenen temizlik..Ahlaki yapının da; Her türlü kin,gurur,kibir,öfke vb enaniyeti ifade eden, egoizmin tasallutundan temizlemek..Şeytan ise bu üç noktadan, en önce imani noktada tüm çabasını sarf ederek,arı duru bir iman çizgisinin  ihlali için savaşmaktadır ademoğluyla!.Onun işi,adem oğlunu kendisiyle birlikte ateşe götürmektir.Adem oğlunun  işi de tezkiye,.Zira ancak tezkiye edenler kurtulacaktı” Doğrusu, ancak (tezkiye)temizlenip arınan felah bulmuştur”(6)..
Selam ve dua ile…

Dipnotlar:
1:Zariyat suresi.56
2.Kıyamet suresi.36
3:Maide suresi:16
4:Nisa suresi:64
5:Ahzab suresi.21
 6:A’la suresi:6

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

gün;umudu ,aşkı,azmi,iradeyi canlı tutabilme günüdür...

Kategoriler

Arkadaşlarım

Özkan Özdemir
sevda1000
dualarla
subat75
hazanmevsimleri
siyahpatya
Blogcu Yardım
tabiin
beti
husoefe
rahmetli645
bennur76
metekan
sivist
geleceginyok
sevgipinari01
sevgiyleyolculuk
huzuryolu1
okanbozkurt
surgunsehrim
leyl67
mihriban65
mehmet orhan durdu
Seyma .
sanageleyim
usta28
guliahsen
mukaddime
fiberoptikci
salat20
siirseviyorum
tertill
metinoll
huzuralemim
vuslatameftun
eksilirim
islamameftunlar
geldostagidelim
dostilleri
rahmettfm
marifetanne
01maz
bilmiyorumbilmiyorum
petrapovllu
sidreimunteha03
hanemir
codbul
ravend
kalmia
leylifer06
ahsenmeva
bilginerdogan
ikraoku
uyanangenclik
beyazgulum14
kurantevhidsunnet
Get this widget | Track details | eSnips Social DNA